spacer

Archive for the ‘Genel’ Category

UYKU II

Ağustos 10th, 2016

Tren şefinin feneri gibi mahzun, yeni yağan karın kanat çırpması gibi, bahçedeki ıslık gibi, gündoğumu serinliği, çay kaşığı sesli bir sabah, mumdaki masal, sudaki taş rengi gibi. Pırıl pırıl… Ayçiçeği tarlası gibi, taze süt kokusu, ekmek teri, güneş feri, ıslak caddelerin ışıklı neşesi gibi, ilk adım gibi, denize karışan kaynak, kuş uykusu, soba eteği, yanığa […]

UYKU

Mayıs 7th, 2015

Uyku öte dünyanızdaki sevgilidir. Uyku sizi bir zavallı gibi tutkuyla sever (her sabah). Uyku kendi bedeninizle sevişmenizdir, uyku sizi bir aziz gibi teslim alır. Uyku hikayeler anlatır, izler bırakır, izler siler, acılar sağaltır ve her dönüşünüzde terkedişinizi unutur. Uyku hayatınızın o kocaman yarısındaki ailenizdir; diğerinin tersine sizi ölüme ısıtır. Uyku onu hatırlatan herşeyle karşılıksız gelir; […]

MELDA!

Aralık 28th, 2014

Kuzum aklın dursa da durmadı kalbin. Bir ömür nasılsa öyle bitirdin. Damak’ların tadı katran nafile, Hababam kalbimizin merdivenlerindeki Adile… Kural; önce,herkesin sevdiği ölecek! Herşeyi bilenin güya buymuş doğrusu Ulan yasak aşklar vardı daha gülecek Kardeşliğime nikahlı melek kurusu.

İŞÇİLER

Kasım 7th, 2014

İşçiler komünistler gibi ölüyor! Kötü niyetli ölüyor, rahat vermeden, gündemi işgal ederek, yavaş yavaş ölüyor!.. İşçiler, acı içinde, eğlencelerimizi bölerek, rakıyı, peyniri gırtlağımıza dizerek, namazımızın içine ederek ölüyor. İşçiler kötü niyetli. Kindar, utandıran cesaretleri ve sus pus aileleriyle, canımızı sıkarak ve vicdanlara paslı iğrenç çakılarını sokarak, suda yanarak, yangında boğularak, türlü türlü yollar deneyerek ölüyor. […]

HAKKIMIZDA

Ağustos 28th, 2014

BÖLÜM I Meslek hayatıma çamaşır suyu imalatçısı olarak başladım. 11 yaşındaydım ve haftalığım 2.5 liraydı. Ardından kendi işimi kurdum; kitap ve eski oyuncak satıcılığı. Uzun sürmedi, battım ve kuyumcular çarşısında ‘simultane çırak’ olarak işe başladım. Hem turistlere satış yapıyor hem de Cuma namazlarında dükkanda nöbet tutuyordum. O zamanlardan bende bir itikat görmediler sanırım. Arastanın namaza […]

1 EYLÜL

Nisan 2nd, 2014

    İnsanı ne doğurur? Şartları elbet… Öfkesi, yapamadıkları ve yapabileceğine inandıkları. Elbette usta bir eldir tabloyu bitiren. Ama ya renkler, ya palet, ya ona değen fırçanın amansız sertliği ve naif yumuşaklığı! İnsanı ne doğurur? Yol doğurmaz mı mesela? Yeniden ve yeniden yapmaz mı? Taşlar ve yolda rastladığı, az – çok yürüdüğü yoldaşlar. Sonra aynalar; […]

3 ARALIK AMA BİR ARALIK YETER!

Nisan 2nd, 2014

Yarın Dünya Engelliler Günü. Birazcık çaresiz olmanın, zor yetebilmenin yani… Çocuğunuz, bir oyuncağı, buğuları göz kapağında biriktirerek ister ya! alamazsınız. O yenilginin günü işte. Ya da koşup geçer ya gençlik, halı sahada yanınızdan, o haz yitiminin günü yarın… Karanlıkta ellere göz koyamamanın. Merdivende tıkanmanın. Sesin bir figanla yitip, günlerce mahçup fısıldamanın günü yarın. Duyamadıklarınızı sonradan […]

SÜMÜKLÜ TAŞ DEVRİ

Nisan 2nd, 2014

Vee lambalı radyooo!.. Buzdolabı kapağında, çay bardağında rakı. Arkası kitaplıklı kanepe, horozlu zilli saat, duvarda CHP bayrağı, prize sıkıştırılmış ‘Deniz Gezmiş’ resmi, yer yatağı, kenarı arabacılık oynamaya müsait yollu halı, duvarda köpeklerin saldırdığı geyik, kahverengi soba, çay ve ilk öğrenilen Kevser suresi için aldığın Kayy-nan-naa Şekeri eşliğinde geliyor; Yeşil ördek gibi daldım göllere. …………………….. Komşunun […]

NASILSIN?

Ocak 30th, 2014

- Nasılsın? – İyi be, buralar boş ama aşşa maallenin çöpleri iyiydi, şişe kağıt bol. – Nasılsın? – İyi iyi, eğlendik diyalizde, biraz bulantı o kadar… – Nasılsın? – Çok şükür be iyi. O kolu kopan çocuk ölmemiş, valla yüzler güldü. – Nasılsın? – İyi valla, baksana tüm ekmek! ıslak da diil. – Nasılsın? – […]

FİL-M

Ocak 11th, 2014

Mahallede, topu olan ketum çocuk olamadık. Pederden arabayı çalan çocuğa değiştik ihtiyardan sigara çalan çocuk olmayı. Arada bir İmpala taksi gördüysek de, kilometresine bakma köylülüğünden kurtulamadık. Sonra eskilerini eskitmeden bize veren abilere vurulmamız var ki, oraya hiç girmeyelim. Bir kere Zagor’u var sandık ya gerçekte; biz orda sıçtık! Bari ilk öğretmenimiz kadın olmayaydı da, salak […]